Tut əlimdən

Shahin Media Organization 2011

Dünya liderlərinin son sözləri

Liyiya lideri Müemmar Qeddafinin Sirt şeherinde öldürülmezden evvel dediyi son sözler bele oldu: “Men sizin atanızım, övladlarım; meni öldürmeyin, haramdır”. Bu sözler diger dünya liderlerinin son sözlerini xatırlatdı.
Benito Mussolini-İtaliya:”Meni sinemden vurun”
İtaliyanın faşist lideri Mussolini İkinci Dünya Müharibesinde xalqın desteyini itirdi. İspaniyaya qaçmaq teklifini redd eden 23 illik diktator 28 aprel 1945-ci ilde alman formasıyla qaçarken tutuldu. İtaliya Qurtuluş Komitesinin onun haqqında verdiyi edam qerarı derhal yerine yetiirldi. Onun son sözleri bele oldu: “Meni sinemden vurun”.
Onun cesedi Milanda ayaqlarından asılaraq sergilendi.
Seddam Hüseyn-İraq: “Birlik içinde qalın”
ABŞ-ın İraqa 2003-cü ildeki müdaxilesinden sonra 9 ay axtarışda olan Seddam Hüseyn doğulduğu Tikritde bir quyuda tapıldı. 26 dekabr 2006-cı ilde edama mehkum edilen 24 illik diktator, 4 gün sonra asıldı. Edamından derhal evvel o, xalqına bele müraciet etdi: “Birlik içinde qalın ve İrana güvenmeyin”.
Zeynel Abidin Bin Eli-Tunis: “Aldadıldım, vezifedeyem”
Tunisin 24 illik prezidenti Zeynel Abidin Bin Eli 2010-cu ilin dekabr ayında universitet mezunu olan işsiz gencin özünü yandırması ile baş qaldıran xalq üsyanından sonra 14 yanvar 2011-ci ilde hakimiyyeti buraxaraq yoldaşıyla birlikde Seudiyye Erebistanına qaçdı. İyun ayında, “Aldadılaraq bura getirildim, vezifemin başındayam” dedi, amma kimse inanmadı.
Adolf Hitler -Almaniya: “Cesedimi ruslara vermeyin”
Milyonlarla adamın ölümünde günahkar bilinen Adolf Hitler 30 aprel 1945-ci ilde intihar etdi. Almaniyanın Füreri, II. Dünya Müharibesi esnasında rusların Berline girmesi barede xeberi alan kimi 12 illik iqtidarının bitdiyini bildi. Hitlerin intihar qerarını, Mussolininin düşdüyü veziyyetden qorxaraq verdiyi deyilir. Onun son sözleri bele oldu: “Cesedimi rusların eline esla vermemelisiniz, meni Moskvada heykel ederler”.
Françesko Franko – İspanya:”Hara gedirler?”
Ölkesi İspaniyanı vetendaş müharibesine sürükleyen, daha sonra ise 36 il iqtidarda qalan Franko heç vaxt “devrilmiş lider” olmadı. İqtidarda olarken xestelendi. Ziyaretine gelenler üçün “Niye geldiler?” deye soruşarken “Yaxşı yol” cavabı verildiyinde “Hara gedirler?” demesi yanındakıları çaşdırmışdı. 20 Noyabr 1975-ci ilde öldü. Bütün heykelleri söküldü.
Nikolay-Elena Çavuşesku-Rumıniya:”Rumıniya sonsuza qeder yaşayacaq”
24 il iqtidarda qalan kommunist lider Nikolay Çavuşesku tezyiq ve zülm rejiminin ardından edama mehkum edildi. İnqilab Meydanındakı çıxışı etirazla qarşılanandan sonra yoldaşı ile partiya binasına sığınıb, vertolyotla qaçmağa çalışsa da tutulub. 25 dekabr 1989-cu ilde güllelendi. Onun heyat yoldaşının son sözleri, “Men sizin ananızım” oldu. Nikolay Çavuşesku ise “Rumıniya sonsuza qeder yaşayacaq” dedi.
Ziya ül Haqq – Pakistan: Şübheli teyyare qezasında öldü
1977-ci ilde Pakistanda seçkide qalib gelen Zülfüqar Eli Bhuttonu devirdi ve edam etdirdi. 11 illik diktatorluqdan sonra 17 qvqust 1988-ci ilde ABŞ sefirinin ve diger resmilerin de olduğu teyyarenin qezaya uğraması neticesinde öldü. Ölümünden sonra seçkini açıq ferqle qazanan Zülfüqar Eli Bhuttnonun qızı Benazir Bhutto baş nazir oldu.
Hüsnü Mübarek – Misir : Demir qefes arxasında
Misirde bu il yanvar ayında başlayan antihökumet nümayişlerine müqavimet göstere bilmeyerek 30 il davam eden iqtidarını 11 fevralda buraxan 83 yaşlı Mübarek bir ay sonra hebs olundu. Sağlamlıq problemleri sebebiyle Qahirede xestexanada müalice olunan lider ilk mehkeme prosesine 3 avqustda xerekde getirildi ve prosesde demir qefesin arxasından yataraq ifade verdi.
Pol Pot – Kamboca: “Tek başıma etmedim”
1975-79-cu iller arasında Kambocanın baş naziri olan Pol Pot qurduğu tezyiq rejiminde bir milyon adamın ölümünde teqsirli bilinir. Öz destekçileri terefinden ömür boyu ev hebsine mehkum edilen Pol Pot 18 aprel 1998-ci ilde infarktdan öldü. Ölmezden evvel ölümlere göre vicdanının rahat olduğunu söyleyerek “tek başıma etmedim” deyib.

Qaynaq: http://wap.big.az/bigcms.php?op=ArticleFull&sid=26638

Bu mektup sana

Merhaba
Bu mektup sana
Yüzüne karşı anlatamadıklarımı anlattım
Sana soramadıklarımı sordum bu mektuba

Bu mektup sana
Çok uzakalardan gönderiyorum
Her ne kadar aynı semtte olsakta
Ve çok uzağım sana
Evlerimiz yanyana olsada

Bu mektup sana
Alsanda almasanda
Okusanda okumasanda
Bu mektup sana
Ve seni yazdım bu mektuba

Dün yine seni aradım sokaklarda
Yine seni sordum boş yollara
Yağmur hafiften yağıyordu
Rüzgar yağmuru yüzüme vuruyordu
Hava çok soğuktu
Sokaklar bomboştu
Ve senden hiç bir haber yoktu
Ama olsun bu da yeter bana
Benim kisi küçük bir umut
Büyük bir mutluluk aslında
Seni aramakta
Seni bulamamakta
Hepside mutluluk veriyor bana
Bunlarıda yazdım bu mektuba
Anlasan anlamasanda

Hatırlıyor musun sana bir şey söylemiştim
Arka mahalledeki kafede
Hani mayısın 18 inde
Bitmez gitme demiştim
Bitmedi
Sen gittin

Yıllardır görmüyorum seni
Bilmiyorumda nerdesin kimlesin
Belki de evlendin şimdiye
Boy boy çocuklarında vardır belki
Güzelliğinde gitti, saçlarında ağardı belki
Ama bende sen
Hala o sarı saçlı
Tatlı gülüşlü güzel kızsın
Ve bir gün ölsende
Hala o güzel kız olarak kalacaksın
Hem kalbimde
Hem bu mektupta

Şimdilerde sakın çıkma karşıma
Çıkma çıkarsan dünyamı yıkarsın
Alıştım çünkü ben seni senden uzakta sevmeye
Alıştım sensizlikle dertleşmeye
Yazdım bunlarıda
Belki almazsın belki okumazsın
Ama bu mektup sana
Anlasanda anlamasanda
Seni çok seviyorum
Bunu asla ve asla UNUTMA

Alıntı

Kısa Metrajlı Aşk Filmi

“Çıkar ağzından baklayı” deyimin hikayesini biliyormusunuz?

Vaktiyle çok küfürbaz bir adam yaşarmış. Zamanla kendine
yakıştırılan küfürbazlık şöhretine tahammül edemez olmuş. Soluğu bir
tekkede almış ve durumu tekkenin şeyhine anlatıp sırf bu huyundan
vazgeçmek için dervişliğe soyunmaya geldiğini söylemiş. Şeyh efendi bakmış,
adamın niyeti halis, geri çevirmek olmaz, matbahtan bir avuç bakla tanesi
getirtmiş. Bunlara okuyup üfledikten sonra yeni dervişe dönüp tembih
etmiş:

*-Şimdi bu bakla tanelerini al. Birini dilinin altına, diğerlerini
cebine koy. Konuşmak istediğin vakit bakla diline takılacak, sende küfür
etmeme isteğini hatırlayıp o an da söyleyeceğin küfürden geçeceksin. Bakla
ağzında ıslanıp da erimeye başlayacak olursa cebinden yeni bir baklayı dilinin
altına yerleştirirsin. *

*Ad….. şeyhinin dediği gibi tekkede kalıp kendini kontrol etmeye
başlar.
Bu arada şeyh efendi de bir yere gidince onu yanından ayırmamaktadır.
Yağmurlu bir günde şeyh ile derviş bir sokaktan geçerlerken bir evin
penceresi hızla açılır ve gençten bir kız çocuğu başını uzatarak, *

*- Şeyh efendi, biraz durur musun? Deyip pencereyi kapatır. Şeyh efendi
söyleneni yapar, illa yağmur sicim gibi yağmaktadır. Sığınacak bir
saçak altı da yoktur. Üstelik niçin durdurulduğunu henüz bilmemektedir ve kız
da pencereden kaybolmuştur. Bir ara evin kapısına varıp kızın ne
istediğini sormak geçer içinden ve tam kapıya yöneleceği sırada kız tekrar
pencerede görünür ve, *

*- Şeyh efendi, der, birkaç dakika daha bekleseniz…*

*Şeyh içinden “lahavle” çekse de denileni yapmamak tarikat adabına
mugayir olduğundan biraz daha beklemeyi göze alır. O sıra da küfürbaz derviş
kendi kendine söylenmeye başlamıştır. Yağmurun şiddeti gittikçe artmakta,
bizimkiler de iliklerine kadar ıslanmaktadırlar. Nihayet pencere üçüncü
kez açılır ve kız seslenir: *

*- Gidebilirsiniz artık!.. *

*Şeyh efendi merak eder ve sorar:*

*- İyi de evladım bir şey yok ise bizi niçin beklettin? *

*- Efendim, der kız, elbette bir şey var, sizi sebepsiz
bekletmiş değiliz. Tavuklarımızı kuluçkaya yatırıyorduk. Yumurtaları tavuğun
altına koyarken bir kavuklunun tepesine bakılırsa piliçler de tepeli olur,
horoz çıkarmış. Annem sizi geçerken gördü de yumurtaları kuluçkaya koydu. *

*Münasebetsizliğin bu derecesi üzerine şeyh efendi, *
*- Ulan derviş, der, çıkar ağzından baklayı!.*

Andre Çaykovski Piyanist

Andre Çaykovski Piyanist Andre Çaykovski, kəllə sümüyünün Hamlet oyununda istifadə edilməsini vəsiyyət etdi. İstəyini tam 26 il sonra Aktyor David Tennant gerçəkləşdirdi. 1982 ilində xərçəng üzündən həyatını itirən piyanist Andre Çaykovski, vəsiyətində bədənini elmi axtarışlarda, kəllə sümüyünü isə Hamlet oyununda istifadə etmək üzərə bağışladı. Ancaq, Royal Shakespeare Company teatr topluluğunun əlində olan  kəllə sümüyünü heç bir aktyor istifadə etmək istəmədi. Sadəcə Mark Rylance adlı teatrçı 1989 yılında kafatasını provada kullandı. Sonunda yönetmen Greg Doran’ın teşviki ile David Tennant, piyanistin vasiyetini yerine getirmeyi kabul etti. Tennant, kafatasını ‘Elveda, zavallı Yorick’ sahnesinde kullandı. Ailesi durum ile ilgili memnuniyetlerini belli ederken, kafatasının gelecek performanslarda kullanılıp kullanılmayacağı kesinlik kazanmadı. Arşivciler Hamlet için gerçek bir kafatasının en son 19’uncu yüzyılda kullanılmış olabileceğini söylüyor.

Dünyayı değiştirip öldüler

Muammer Kaddafi

Muammer Kaddafi

MUAMMER KADDAFİ

Muammer Kaddafi iktidarda olduğu 42 yıl boyunca dünya basını için hep “haber” oldu. Elysée Sarayı’nın bahçesine kurduğu çadırından Ukraynalı hemşirelerine kadar hayatı hep merakla izlenen Libya liderinin ölümü de doğal olarak aynı oranda büyük bir haberdi.

Mart ayının başlarında Libya’daki çatışmaların bir iç savaşa dönüşeceğinin işaretleri ortaya çıkmaya başlamıştı. Birleşmiş Milletler’in sivillerin korunması için uluslararası müdahale gerçekleştirilmesi kararının ardından NATO operasyonu Nisan ayında resmen başladı. NATO’nun hava operasyonlarının da desteğiyle isyancılar Kaddafi’nin kalesi başkent Trablus’u da ele geçirmeyi başarınca Kaddafi ve çevresindeki küçük grup Libya liderinin memleketi Sirte’ye sığınmak zorunda kaldı. Ölüm de onu burada buldu.

Kaddafi, 20 Ekim tarihinde bir kanalizasyon borusunda saklanmaya çalışırken, isyancılar tarafından canlı ele geçirildi ve öldürüldü. Vücudu Misrata’da bir marketin buzhanesinde günlerce sergilendikten sonra çölde, kimsenin bilmediği bir yere gömüldü. Libyalı isyancılar ilk önce çapraz ateş arasında kalıp öldüğünü öne sürdü. Ama o sırada çekilen ve sonradan internete yayılan video görüntülerinde dövüldüğü, aşağılandığı ve tacize uğradığı görüldü. Uluslararası kamuoyunun baskısıyla Ulusal Geçiş Konseyi, Kaddafi’nin ölümü konusunda bir soruşturma yapmaya karar verdi. Son olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi olayda savaş suçu şüphesi olduğunu açıkladı. Ancak Kaddafi’yi kimin ne şekilde öldürdüğü bugün hala kesin olarak bilinmiyor.

Mənbə: http://www.sabah.com.tr/fotohaber/dunya/dunyayi-degistirip-olduler?tc=11&albumId=40262&page=1

Ölümdən sonrakı vəsiyyət

Andre Çaykovski Piyanist Andre Çaykovski, kəllə sümüyünün Hamlet oyununda istifadə edilməsini vəsiyyət etdi. İstəyini tam 26 il sonra Aktyor David Tennant gerçəkləşdirdi. 1982 ilində xərçəng üzündən həyatını itirən piyanist Andre Çaykovski, vəsiyətində bədənini elmi axtarışlarda, kəllə sümüyünü isə Hamlet oyununda istifadə etmək üzərə bağışladı. Ancaq, Royal Shakespeare Company teatr topluluğunun əlində olan  kəllə sümüyünü heç bir aktyor istifadə etmək istəmədi. Sadəcə Mark Rylance adlı teatrçı 1989 ilində kəllə sümüyünü məşqlərdə istifadə etdi. Sonunda rejissor Greg Doran’ın təşviqi ilə David Tennant, piyanistin vəsiyətini yerinə gətirməyi qəbul  etdi. Tennant, kəllə sümüyünü ‘Əlvida, yazıq Yorick’ səhnəsində istifadə etdi. Ailəsi vəziyyət ilə bağlı məmnuniyyətlərini bildirərkən, kəllə sümüyünün gələcək performanslarda istifadə edib-edilməyəcəyini qətilik qazanmadı. Arxivcilər Hamlet üçün gerçək bir kəllə sümüyünün ən son 19’uncu yüzildə istifadə edilmiş ola biləcəyini söyləyir.

Doğum günü

Bir insan doğulur. O insan hələ körpədir, heç nə başa düşmür. Həyata niyə gəldiyini, niyə yaşadığını bilmir. Böyüyür…Həyatı anlamağa çalışır. Doğum günü vaxtı yaxınlaşır, onun bir yaşı da artır. Dostları ilə, ailəsi ilə şən keçirir o günü. Bir neçə il keçir, məktəbi bitirir Məzun olur. Artıq boya-başa çatmış bir gəncdir o. Birini sevir, ailə qurur və doğum günü yenə yaxınlaşır…o düşünür və öz-özünə deyir “Mən yaşlanıram”. Ancaq olacağa çarə yoxdur, insanlar yaşlanır. Artıq 48 yaşına çatır. O, 48 il yaşayır və yenə düşünür ki, o yaşlanır. Artıq doğum günü qeyd etmək istəmir. Öləcəyini düşünür və daha doğum günü qeyd etmir. Ancaq düşünür ki, bu həyatın qanunudur, bunu dəyişmək olmaz. Kiməsə yaxşılıq etmək və yaxşı işlər görmək lazımdır. Sən doğum gününü qeyd etsəndə, etməsəndə, yaddan çıxarsan da, sən yaşlanırsan. Həyatı doyunca yaşa, ömrün yetənə qədər. Bir şeyi yaddan çıxarma ki, sən ölümü unutsan da, ölüm səni unutmur.

Yazdı: Şahin Əlizadə
Email: shahinalizademailadress@yahoo.com

Tragi-komik ölümlər

Gülsəkmi? yoxsa Ağlasaqmı?. Buyurun oxuyun.

*Sigara öldürür!
2450 derecelik fırında sigarasını yakmak için 600 tonluk pres makinasının arasından geçerken öldü*

*Ambulans hayat kurtarmadı!
Kurtarmaya gelen ambulansın yaralının üstüne park etmesi sonucu öldü.*

*”Rahat” uyur artık
Traş olurken berberin rahatlatır demesiyle demesiyle aniden boynunu sağa sola çevirirken boynunu kırarak hayata veda etti*

*Sinek öldürücü
Mideye kaçan sineği öldürmek için ağıza sinek öldürücü sıkmak suretiyle öldü*

*Biraz kestireyim”
Haşeratı öldürmek için yatağı ilaçladıktan biraz sonra uyuya kalarak hayatını kaybetti.*

*Ölüm tehlikesi!
Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı çıkarmak için ayağını silkelerken elektrik çarptı sanan yardımsever bir Laz tarafından kafasına kalasla vurulmak suretiyle öldürüldü*

*”Kapak açık kalmış”
Gemide görevli kişi kontrol için geminin buhar kazanına girdikten sonra bir tayfanın kazanın kapağı açık unutulmuş diyerek kapağı kapatması sonucu hayatını kaybetti.*

*”Dikkat inek düşebilir”
Kahvede arkadaşlarla okey oynarken başına inek düşmesi sonucu öldü.*

*Herkes balkona çıkınca
Balkona 50 kişi çıkılması sonucu balkonun çökmesi ile toplu halde öldüler.*

*TEM’de halay!
Bir otomobilde 5 kişi sarhoş kafayla dolaşırken radyoda çalan müziğe dayanamayarak yol kenarında durup TEM otoyolu üzerinde halay çekerken kamyon altında kalarak can verdiler.*

BİRAZDA YABANCILARDAN EN KOMİK 20 ÖLÜM ŞEKİLLERİNİ GÖRELİM
*Ölü sandı
Jake Fen isimli Macar adam, eşini korkutmak için kendisini asmış pozu verdi. Eve gelen eş, kocasını o halde görünce bayıldı. Kapıyı açık gören komşu kadın içeriye girince, iki cesetle karşılaştığını sanıp evi soydu. Topladıkları ile çıkarken, Jake kadına bir tekme attı. Cesedin canlandığını sanan kadın, korkudan öldü.*

*Aç gözlülüğün sonu
New York’ta caddede bir adama araç hafifçe çarptı. Adama bir şey olmamıştı. Şoförle konuştu ve kalkacakken olayı gören biri yanına gelerek, kalkmazsa sigortadan para alabileceğini söyleyince yeniden aracın önüne yattı. Araç sürücüsü ise adamın gittiğini düşünerek gaza bastı ve adam öldü*

*Şeytan doldurur
Romollo Ribaldo, işsizdi. Pisa Kenti’nde oturan 42 yaşındaki bu İtalyan, bir gün tabanca ile intihar etmeye hazırlandı. Eşi onu engellemek için dil döktü. Sonunda Romolo, ağlamaya başladı ve intihardan vazgeçip silahını yere fırlattı. Ateş alan tabancadan çıkan mermi eşine isabet etti ve eşi öldü.*

*Şaşkın asker
ABD’nin Alabama Eyaleti’nde 25 yaşındaki bir asker tükürme alışkanlığının kurbanı oldu. Pencere kenarında oturarak tükürüğünü sokak lambasına isabet ettirmeye çalışan bir asker, dengesini kaybedip 11. kattan düşerek hayatını kaybetti*

*Hastane temizliği!
Güney Afrika’nın Cape Town Şehri’ndeki bir hastanede gizemli olaylar oluyordu. Üstelik ölümlerin hepsi, cuma günleri 311 numaralı yoğun bakım odasında gerçekleşiyordu. Hemşireler ve doktorlar buna bir çözüm bulamayınca, devreye polis girdi. Araştırmalar sonuç vermedi. Sır ölümlere uzun süre açıklama getirilemedi. Uzmanlar, odanın havasını bakteriyolojik olarak kontrol ettiler. Sonuç sıfırdı. Bu arada ölümler devam etti. Sonunda oda sürekli olarak gözetim altına alındı ve neden ortaya çıktı. Cuma sabahları saat 06.00′da odaları temizleyen görevli, hastanın başındaki solunum cihazının fişini çekerek elektrik süpürgesinin fişini takıyordu.*

*Zamanında çişini yapamayınca…
Astronot biliminde çığır açan Danimarkalı bilim adamı Tycho Brahe, vaktinde tuvalete giremediği için öldü. 16. yüzyılda yemek bitmeden sofradan ayrılmak hakaret sayılırdı. O gece, şölene gelmeden önce tuvalete girmeyi unutmuştu. Yemekte içkiyi fazla kaçıran Brahe, izin isteyemeyecek kadar nazikti. İdrar kesesi patlayan bilim adamı, 11 gün acı çektikten sonra öldü.*

*Tavuk uğruna
Mısırlı çiftçi, Nil Nehri’ne düşen tavuğunu kurtarmak için suya atlar. Ancak girdaba yakalanır. Kıyıya dönemeyince, bağırarak yardım ister. Bu kez oğlu atlar suya. O da girdaba kapılır. Beraberce yardım isterler. Derken adamın kızı, karısı da aynı kaderi paylaşır. Sonunda tavuk kurtulur ama ardında 6 ölü bırakır.*

*Bir lunaparkın 2 kafadar gece bekçisi, park kapandıktan sonra dönen salıncaklara binmeye karar vermişler. Yönetici kabinine girmişler, aleti çalıştırmışlar. Makinenin ısınması için 1 dakika kadar süre gerekiyor tabii. Salıncaklara bir güzel kurulmuşlar. 1 dakikalık süre geçmiş, alet çalışmaya başlamış. Ama 2 kafadar, seans süresini ayarlamayı unutunca bütün gece kusarak ölmüş.*

*Filin altında kaldı
Bir fil bakıcısı filin temizliği ile ilgilenirken filin posasının altında kalıp can vermiş.*

*Hırsızın inadı!
1983′te mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir kadın, polislere ‘eğer onu bırakmazlarsa’ morarana kadar nefesini tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten ölünceye kadar nefesini tuttu.*

*Sakalına takıldı ve öldü
Tarihte pek çok kişi sakal uzatıp Guiness Rekorlar Kitabı’na girmeye çalıştı ama hiçbiri 1500’lü yılların ortalarında yaşayan Avusturyalı Hans Steininger kadar talihsiz bir olayla karşılaşmadı. Sakalı 1.4 metre uzunluğunda olan bu adam, onu rulo yapıp deri bir bezin içine yerleştiriyordu; ta ki 1567’ye kadar. O talihsiz günde tüm kasabayı etkisi altına alan bir yangın çıktı. Evinden çıkmaya çalışırken ayağı sakalına takılan adamın ya düşüp boynunu kırdığı, ya da alevler arasında kaldığı düşünülüyor*

*Aç koyun öldürdü
Koyunlar oldukça sakin hayvanlardır ve genelde günlerinin büyük bir bölümünü sakince otlayarak geçirirler. 67 yaşindaki Betty Stobbs bir çiftçinin karısıydı. Birgün çiftlikte her zamanki gibi ATV’sine (Dört teker üzerinde hareket eden, içten yanmalı motorla güç alan tek ya da çift kişilik, her türlü zeminde yol alabilen bir araçtır.) binerek koyunları beslemeye başladı. Bu sırada koyun avı için bekliyordu. Aç koyun, kadın ATV’siyle yaklaşırken, onun üzerine atladı ve ATV’den düşürdü. Talihsiz kadın düştüğü ATV’nin altında kalarak can verdi.*

*Sütyen öldürdü!
Tam olarak sütyenin neden olmadığı bu ölüm şekli hala gizemini koruyor. 1999 yılında İngiltere’de Hyde Park’ta yürüyüş yapan iki genç kadın yağmur fırtınasıyla karşılaştılar. Sağanaktan saklanmak için dev bir ağacın altına saklanan çift bunun sonlarına neden olacağını bilemezdi. Aniden çakan şimşek, sütyenlerindeki balenlerin iletkenliğiyle elektirk akımını direk olarak iki kadının üzerine çekti. O anda hayatlarını kaybeden talihsiz kadınların bedeni tam 15 saat ağacın altında kaldı.*

*50 saat video oyunu öldürdü
Piyasa araştırma şirketi NPD Grup, 2009’da Las Vegas’ta düzenlenen DICE (Tasarım, Yenilik, İletişim ve Eğlence) Zirvesi’nde oyun endüstrisinin geçen yıla oranla iki kat daha büyüdüğünü ortaya koydu. Bu sektörün içinde bulunanlar, ürünlerinin ciddi şekilde büyüdüğünü biliyordu ancak altı milyon potensiyel müşterinin bu sektörün bir parçası haline gelmiş olması, üreticileri de oldukça şaşırttı. Fakat bu sefer de bu oyunlara bağımlılık konusu gündeme geldi. Endişeler, 2005 yılında Güney Kore’de genç bir adamın aralıksız elli saat boyunca Starcraft oyununun online versiyonunu oynaması ile doğrulandı. 28 yaşındaki genç adam, bir internet kafede elli saat boyunca bu oyunu oynadı ve sadece önemli ihtiyaçlarını gidermek için kısa molalar verdi. Elli saat sonunda acilen hasteneye kaldırılan genç adam, kısa sürede öldü.*

*Melas öldürdü
Bu tuhaf olayda sadece tek bir kişi değil, tam 21 kişi öldü. 1919 yılının ocak ayında, 2.5 milyon galon melas taşıyan büyük tank, North End şehri yakınlarında patladı. Melas, şeker fabrikalarında şeker pancarı ve şeker kamışı üretiminde fabrikasyona geri alınamayan son şuruptur. Alkol, maya ve yem sanayisinde temel hammadde olarak bu madde yapışkan ve pekmez rengindedir. Kimse patlamaya neyin sebep olduğundan emin değildi. Ama biliyoruz ki bu patlama ile etrafa saçılan yapışkan madde, insanları devirip içine çekerek kalın ve kahverengi bir sıvı içerisinde boğulmalarına neden oldu. Geride kalan pisliği temizlemek ise tam bir ay sürdü. Şanssız şehir sakinleri, hala bazı sıcak yaz günlerinde melas kokusunu aldıklarını belirtiyor.*

*Hollywood uğruna ölüm
Hollywood’da şöhret ve servet sahibi olma arzusu birçok kişiyi perişan etti. Hatta birkaç kişinin hayatına bile mal oldu. Bu hikayelerden en üzücü olanı ise Peg Entwistle aslı genç vevtalihsiz oyuncunun başına geldi. Entwistle, New York City’deki Broadway’da bile rol almayı başaran genç bir oyuncuydu. Kaliforniya’dayken, ‘Thirteen Women’ (On Üç Kadın) adlı filmde küçük bir başarı kazandı, ama asıl şöhretini buna borçlu değil. 12 Eylül 1932 yılında büyük bir reklam reklam filmi için için Hollywood’a geldi. Tüm eşyalarını ve bir intihar mektubunu bıraktıktan sonra Hollywood’un girişinde yüksek bir tepede bulunan ve şehrin her yerinden görülebilen ‘Hollywood’ yazısının H harfinden atladı. Cesedi 2 gün orda kaldıktan sonra yakınlarda yaşayan amcası tarafından tespit edildi.*

*Evde çöp biriktirince…
Langley ve Homer Collyer, yirmili yaşlarındayken New Yorka taşındılar. Zengin bir ailenin iki çocuğu olan kardeşler etraftaki çöpleri evlerinde biriktirmeye başladı. Buldukları herşeyi evlerine getiren iki gencin oturduğu apartmanda tam 180 ton çöp bulunduğu tahmin ediliyor. Avizeler, kırık bebekler, arabalar ve çatlak saatler topladıkları eşyalar arasında. 1930’lu yıllarda kör olan Homer, on yıl sonra da romatizma yüzünden yatalak oldu. İşin ilginç tarafı, evde yabancıları uzak tutmak için bubi tuzakları vardı ve Langley bu tuzaklardan birine takılarak, çöp yığının altında kaldı. Kardeşine yardım edemeyen Homer ise açlıktan öldü.*

*Deodorant öldürdü
1998 yılında kullandığı aşırı miktardaki deodorant yüzünden kalp krizi geçiren 16 yaşındaki genç çocuk öldü. BBC’de yer alan habere göre, 1971 yılından beri 130 kişi aşırı dozda deodorant gazını içine çekerek intihar girişiminde bulundu. Ama bu talihsiz çocuğun durumu tamamen kazaydı. Kişisel hijyenine oldukça düşkün olan bu kurban günde iki kez tüm vücuduna deodorant sıkıyordu. Abartılı bir şekilde deodorant sıkan çocuğun, bulunduğu yerde fazla temiz hava girişi olmadığı için öldüğü düşünülüyor.*

*Lağımda öldü
2008 yılında Kanada’da 57 yaşında bir adam benzin almak için girdiği bir istasyonda cüzdanını ve şahsi eşyalarını çaldırdı. Bir süre sonra çalınan eşyalarının yağmur suyu kanalında olduğunu fark eden adam, polis olay yerine ulaşmadan önce birkaç kez gidere ulaşma girişiminde bulundu. Polis tarafından defalarca uyarılan adam en sonunda lağım kanalından düştü. İtfaiyeciler tarafından kurtarıldığında hala canlı olan adam, hastanede öldü.*

*Sedye devrilince hasta öldü
1991 yılında başından yaralanan Edward Juchniewicz, sedyenin devrilmesiyle birlikte vefat etti. Bu esnada doktorla konuşan sağlık görevlileri hastayı bandajlarla bağlamayı unutmuştu. Edward, rutin kontrol için doktoruna götürülmüştü.*

Copy

Heyat qeribedir. Amma onun qeribeliklerini biz başa düşmürük. Bezen elimizde ki xoşbextliyi görmürük onun deyerini ise itirenden sonra bilirik. Amma artıq gec olur.

Ayan dükanda satıcı işleyirdi. Bir gün dükana gelen cavan bir oğlan yolu azdığını söyledi. Men buradan nece çıxa bilerem??? Siz hara getmek isteyirsiniz??? Men denize getmek isteyirdim amma yolumu azdım. Bu döngeni keçin düz gedin yolun sağ terefinde bazar yazılıb oradan sola dönün. Çox sağ olun xanım çox minnetdaram. Adım Nihatdır. Bes sizin??? Sağ olun deye Ayan cavab verir. Adının gizli qalmasını isteyen qız ona adını demek isteyirdi amma nedense demedi. Seheri gün ise gelende yene o oğlan dükanın qarşısında durmuşdu. Elinde olan bir deste qırmızı gül ile. Qız onu görecek özünü itirdi amma ne deyeceyini bilmedi. Men size öz minnetdarlığımı bildirmek isteyirem. Xahiş edirem bunu mene çox bilmeyin. Beli onların tanışlığı bele başladı. Ayan özünü yuxuda hiss edirdi. Ona ele gelirdi ki, o yuxu görür. Axı ola bilmez men necede xoşbextem. O uşaq vaxtı ana ve atasını itirmişdi özü de nenesi ile yaşayırdı. Ehtiyac üzünden işleyirdi. Amma Nihat çox varlı, adlı sanlı bir ailenin oğlu idi. Nihat ilk defe idi ki, özünü bele xoşbext hiss edirdi. Sanki heyatın menasını Ayanda görürdü. Her gün seher gül destesi ile Ayanı qarşılayırdı. Ve nehayet o özünü toplayıb Ayana onu sevdiyini dedi. Belelikle de onlar aile heyatı qurdular. Her şey nağıl kimi idi. Onların her günü sevincle keçirdi. Günlerin birinde Ayanın aldığı xeber onu çox sarsıdır. Ayan heç vaxt ana olmayacaq. Bunun çaresi yox idi. Ayan her günü üzüntü içinde keçirirdi. Amma ne etmeli olacağa çare yoxdur. Buna baxmayaraq Nihat her gün ona deyirdi Ayan men seni sevirem esas budur. Qismet bu imiş. Allah ne qoyubsa o da olacaq. Heç üreyini sıxma o qeder ana sevgisinden mehrum uşaqlar var. Sen öz analıq sevgini onlardan birine verersen!!! Belece iller keçdi. Nihat iş üçün başqa ölkeye yollanmalı idi. Onlar deniz kenarında gezirdiler. Ayanın gözü deniz kenarındakı ağ eve sataşdı. Evin önünde satılır yazılmışdır. Ayan Nihata bu evi almağı teklif etdi. Nihat: sebr ele sevgilim men qayıdanda alarıq. Sen ise o ev baresinde yaxşı-yaxşı planlar qur. Seheri gün Ayan Nihatı yola salır. Onu berk-berk qucaqlayıb yola salandan sonra onun arxasınca baxırdı. Nedense üreyi sıxılırdı. Birden Nihat deye Ayan çağırdı. Onun arxasınca qaçıb ona ele berk sarıldı ki, sanki üreyi yerinden qopsun. Ayan ağlamağa başladığı anda onun axıtdığı göz yaşlarını Nihat sildi ve cavabında, ağlama men geleceyem söz verirem ve o deniz kenarında ki ağ evi alacağıq. Ağ evin önünde ise bir restoran açacağıq. Bir uşaqda götürerik. Her şey yaxşı olacaq. Sağ ol üreyim deyib yola düşdü. Ayan günleri sayırdı. Amma Nihat helede ona zeng etmemişdi. Bir gün Nihat zeng etdi. Nihatın soyuq danışığı onu çox sarsıtdı. Nihat sene ne olub?
-Heçne. Ne olmalıdır ki??
-Bes bizim deniz kenarındakı planlarımız?
-Sene ne olub Ayan sen ele pul xerclemeyi bacarırsan. Sebr ele dedim axı ve sağ ol deyib Ayanın sözünü dinlemeden derhal desteyi asdı. Ayan çox sarsıldı. Sanki yuxu görürmüş kimi düşünmeye başladı. Öz-özlüyünde özünü günahkar sandı. Seherisi gün refiqesi onun qonağı oldu. Ayan seninle danışmalıyam. Nihat zeng etmişdi.
-He?! Ne dedi???!
-Bilmirem hardan başlayım!
-O daha dönmeyecek!
-Sen deli olmusan ???!
-Yox sadece orada onun başqa biri ile olduğunu bildim!!!
Sen yalan deyirsen deye Ayan onu derhal evden qovdu. Bütün geceni sehere qeder yatmadı. Nihata zeng etmek istedi. Amma Nihat ona ne nömre, ne de ki adresini vermişdi. Ayan bütün heyatını yada saldı ve ağlayaraq men heqiqeten de yuxu görürmüşem deye sehere qeder sayıqladı. Seher Nihat zeng etdi
-Nihat ezizim ne vaxt gelirsen?
-Sen yene başladın ?
-Demişem axı işlerim qurtaranda
-Nihat mene yalan deme
-Ayan besdir men artıq senden bezmişem!!!
Sağ ol bele dememiş desteyi asdı. Ayan sanki artıq deli olurdu. 3 ay keçdi. Her günü zeher olmuşdu Ayanın. O hetta neçe defe özüne qesd etmek bele istemişdi. Amma yalnız ve yalnız ümidi onu yaşamağa vadar edirdi. Qapı çalındı. Seher tezden Ayan qalxıb qapını açdı. Bu onun refiqesi idi.
-Niye gelmisen yene onun başqasını sevdiyini demeye?!
-Ayan meni dinlemelisen! Meni dinlemesen de heç olmasa bu zerfi oxu.
Ayan zerfi alıb oxumağa başladı.
Salam menim ezizim Ayan. Teeccüblenme bu menem Nihat. Bağışla meni. Men seni bu 3 ayda çox hirslendirdim. Senin xetrine bele deydim. Men istemirdim sen menim nece ezab çekdiyimi görüb üzülesen. Menim axırıncı müayinem pis çıxdı. Menim başımda ki ağrıları xatırlayırsan. Onlar mende xerçeng xesteliyinin elameti imiş. Meni bağışla sevgilim. Men senin üzülmeni istemirdim amma men sağalacağıma ümid edirdim. Bu gün oktyabr ayının 5-dir. Yeqin ki, sen bu mektubu oxuyanda men artıq heyatda olmayacağam. Amma her halda zerfin içindeki açarları götür. O hemin o ağ evin açarlarıdır. Orada restoran açarsan. Bir de yadından çıxmasın ki, sen yaşamalısan. Men seninle olacağam. Elvida meleyim.
Mektubu oxuyacaq Ayan sanki yuxudan ayıldı. Ola bilmez deye qışqırmağa başladı. Ayan refiqesinin bu sözlerine inanmayaraq men Nihatın yanına gedirem dedi. Refiqesi ise cavabında Ayan, o artıq heyatda yoxdur, onun ailesine de xeber ver!!!
Belece iller keçdi. İndi deniz kenarındakı, ağ evde tamam başqa bir sevinc var. Bu gün Ayan uşaq evinden götürdüyü oğlu Nihatın ad gününü qeyd edir. Tez-tez denize teref gedib öz özüne nese danışır ve sanki o başını kiminse çiynine qoyur. Bilmek olmaz dünya qeribedir. Belke de o Nihatla birgedir

Post Navigation

İzlə

Hər yeni yazı üçün e-poçt qutunuza göndəriş alın.